yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Şubat 2016 Pazartesi

Yorum:Ürperti | Maggie Stiefvater

Kitap:Ürperti

Yazar:Maggie Stiefvater

Yayınevi:Pegasus

Sayfa Sayısı:400

Çevirmen:Zarife Biliz

Gözlerimi açtım, sadece Grace ve ben vardık, artık ondan ve benden başka hiçbir yerde hiçbir şey yoktu. Sanki öpücüğümü ve beni içinde tutmak istermişçesine dudaklarını birbirine bastırıyor, avcumdaki bir kuş kadar kırılgan bu anı tutuyordu.

soğuk
Grace senelerce evinin arkasındaki ormanda yaşayan kurtları seyretmiştir. Aralarından bir tanesi, sarı gözlü olan -onun kurdu- ise bakışlarına hep karşılık vermiştir. Birbirlerine tanıdık gelseler de Grace sebebini bilmemektedir. 

Sıcak
Sam ikili bir hayat sürdürmektedir. Kurtken, sevdiği kızın sessiz bakışları altında yaşamaktadır. Fakat her sene kısa bir süreliğine tekrar insan olmasına rağmen Grace'le konuşmaya cesaret edememiştir… şimdiye kadar

Ürperti
Grace ve Sam için sevgi, adını koyamadıkları bir his olmuştur. Ancak bir kez dile getirildiğinde görmezden gelinemez bir hal alacaktır. Sam insan formunda kalmaya çabalamalı, Grace ise onu yanında tutmaya çalışmalıdır. Fakat bunun için geçmişin yaralarına, şimdiki zamanın kırılganlığına ve geleceğin imkânsızlığına göğüs germek zorunda kalacaklardır...



Tamamen içimden gelen bir yorumla karşınızdayım. Ürperti'yi az önce bitirdim ve yaklaşık bir haftadır okuyordum. İlk önce biraz kitabın konusundan bahsedeyim.

Grace yaklaşık 11 yaşındayken kasabasındaki kurtlar tarafından saldırıya uğruyor. Orada göz göze geldiği bir kurt kitaptaki adıyla Sam kurtları durdurarak Grace'yi kurtarıyor.Sam ve Grace arasında bir bağ oluşuyor ve 6 yıl sonra Sam insan haliyle Grace'le tanışıyor.Asıl olay bu.

Kitabın başlarında gerçekten çok etkilenmiştim çok soğuk çok farklı bir havası vardı fakat sonlara doğru kitap çok sıkıcı bir hal almaya başladı. Fantastik bir kitap olmasına rağmen olaylar o kadar azdı ki öteki sayfayı merak etmedim. Gerçekten çok durgundu.


Ama ana konuyu sevdim kurtadamların işleniş tarzını ve kadın karakter Grace hoşuma gitti. Fakat Sam çok pasif çok zayıf bir karakterdi. Kurtadam deyince böyle aklımda daha sert daha cesur bir karakter canlanmıştı. Aslında kitap beni biraz hayal kırıklığına uğrattı da diyebilirim.

Seriye devam edeceğim zaten Beklenti elimde var ama ben zaten serileri ardarda okumaktan zevk alan biri değilim o yüzden bekletmeyi düşünüyorum. Umarım bu sadece bir giriş kitabıdır ikinci kitaptan beklentim daha yüksek.

Umarım bu yorumu sevmişsinizdir. Umarım size yardımcı olabilmişimdir. Aslında blog yorumlarıma geri dönmeyi istiyorum. Yakında tekrar görüşmek üzere :*



3/5


17 Aralık 2015 Perşembe

[GKK Blog Tur] Kül | Shani Petrof&Darci Manley

Kitap:Kül

Yazar:Shani Petrof&Darci Manley

Yayınevi:Novella Dinamik

Sayfa Sayısı:464

Çevirmen:Tuba Özkat



Kader önceden belirlendi. Yönetim tarafından sıkıca kontrol ediliyor. Değiştirilemez.

Madden Sumner bir Mor olarak doğdu. Sistemin en yüksek halkası. Kaderi Yediler Bakanı olmak. Dax halkanın alt tabanı olan Kül, bir Renksiz. Kaderinde gerçekleştirmesi gereken hiçbir şey yok. Buna rağmen hayatından vazgeçmiş değil. Statüsünün onu tanımlamasına izin vermeyecek. Dax ve Madden'ın yolları, özgürlüklerini kazanmak için verecekleri mücadelede hiç beklemedikleri bir şekilde birleşecek. Peki, kaderleri için savaşmaya gerçekten hazırlar mı?

Selaaam! Farkındasınızdır yıllar sonra ilk defa bloga yorum giriyorum. Aslında bu yorumu video olarak paylaşacaktım fakat bazı aksaklıklar oldu bende yazı olarak girmeyi  tercih ettim. Gezgin Kitap Kardeşliği olarak yorumladığımız yeni tur kitabımız Kül. Kül Novella Dinamik'ten henüz yeni çıktı. Baskısının ve kapağının harika olduğunu söylemeden geçemem herhalde.

Kitap başlarda beni içine alamadı.Arka kapağında ve giriş bölümlerinde klişe bir distopya gibi görünüyor. Kitabın ortalarına geldikçe farklı bir kitap olduğu anlaşılıyor. Ve sizi çok şaşırtıyor.

Kitabı iki kadın karakterin anlatımından okuyoruz. Fakat ben ilk 250. sayfaya kadar Dax karakterini erkek sanıyordum... Başından beri Dax ve Madden'ın birlikte olacağını düşünerek okudum kitabı . Büyük ihtimalle başlıca sebebi bu. Ama kitabı okurken kafam biraz karışıktı ve dikkatimi fazla veremedim bunun da katkısı vardır belki.

Kül her sahnesinde beni şaşırttı ve beklentilerimi katladı. Aslında çok akıcı bir kitap eğer başına oturabilseydim kalın olmasına rağmen bir günde biterdi. Tabi bunda çeviremen Tuba Özkat'ın da katkısı çok büyük. Keşke kitap okuma bakımından daha verimli bir günümde başlasaydım kitaba daha çok zevk alabilirdim o zaman.
Anlatıcı geçişleri sırasındaki mod farkı kafamı karıştırdı. 1 puanı da o yüzden kırdım zaten.

Eğer distopya okumayı seviyorsanız Kül'ü kaçırmayın. Şahsen ben distopyalara pek bayılmam ama Kül'ü gerçekten eğlenerek okudum. Kısacası önerilir!! Öpüyorumm *.*




6 Şubat 2015 Cuma

Yorum: Zac Ve Mia


Kitap: Zac ve Mia
Yazar: A.J Betts
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa Sayısı: 338

Hastanede olan Zac'in en son tahammül edebileceği şey odasının yanına ona göre garip bir müzik zevki olan öfkeli ve inatçı birinin yani Mia'nın gelmesidir. Gerçek hayatta Zac asla onunla arkadaş olmazdı. Ancak hastanelerin kendi kuralları vardır ve burası başka bir dünyadır. Burada iletişim için duvara bir tıkla başlayan ve hemşireler üzerinden notlarla devam eden dostluk, ikisini de hiç beklemedikleri bir geleceğe götürür.


Zac ve Mia mükemmel değildi. Ufak tefek hatalar vardı ama bunların benim için pek önemi yok. Okumayı çoook istediğim bir kitaptı. Ve beklentimi karşıladığını söyleyebilirim. Kitabın yorumlarına
baktıktan sonra çoğu blogger için orta derece bir kitap olduğunu fark ettim.Belki de benim bu kitabı
bu kadar beğenmemin sebebi bu tür kitapları sevmem ve okumayı özlemem olabilir. Siz okurken
Aynı Yıldızın Altında ile karşılaştırmayın bence. Kurgu da benzerlikler var ama karşılaştırırsanız Zac ve Mia için tamamen hayal kırıklığına uğrarsınız.
Kitabı özet geçmem gerekirse Zac ve Mia kanser hastası iki genç. Mia'nın durumu Zac'e göre çok daha iyi. O şanslı olan. Zac ve Mia'nın hastanede ki odaları bitişik.  Zac yan tarafta ki odaya yeni bir hastanın geldiğini duyunca duvara 'tak tak' diye vurarak iletişim kurmaya çalışıyor. Sonra hemşireler aracılığıyla mektuplaşmaya başlıyorlar. Sonra Facebook'dan arkadaş olup konuşmaya başlıyorlar. Ama kitap tümüyle hastane de geçmiyor. Zac ve Mia hastaneden çıkıyor fakat yolları yeniden kesişiyor. Asıl hikaye orada başlıyor zaten. Gerisi sizin için spoiler olabilir diye konuya çok fazla girmiyorum. Çok duygusal bir kitap değil. Ana karakterlerden hiçbiri ölmüyor. Hatta daha çok arkadaşlık üzerine kurulu bir kitap. John Green kitaplarından Aynı Yıldızın Altında'ya değil de Alaska'nın peşinde veya Kağıttan Kentler'e daha fazla benzettim. Çünkü Mia Margo ve Alaska'ya çok benzeyen bir karakterdi. Ve bu benim çok hoşuma gitti çünkü öyle karakterleri görmeyi gerçekten
özlemişim. Gerçekten sağlam karakterler. Mia okulun en popüler kızı herkes tarafından seviliyor. Tek özelliğinin güzelliği olduğunu düşünüyor. Ama okurken öyle olmadığını anlayabiliyorsunuz. Mia kendi henüz tanımıyor. Ama Zac Mia'dan oldukça farklı bir karakter. Gerçekten zeki ve orta derece popüler tiplerden. Zac kesinlikle silik bir karakter değildi. İki karakteri de ayrı ayrı sevdim. John Green okumayı seviyorsanız bunu da kesinlikle seversiniz. Belki uzun süre etkisinde kalacağınız türden bir kitap değil fakat ben Pena Yayınları'nın en iyi kitabı olduğunu düşünüyorum. Okuyanlar varsa aranızda benimle görüşlerinizi paylaşmanızı çok isterim. Ya da okumaya karar verenler. Kısacası her şey hakkında görüş bildirebilirsiniz :D


Unutmadan şunu da paylaşayım kitabın yurtdışı kapakları da mükemmel. Özellikle de sonuncusu keşke Pena Yayınları onu kullansaymış. Aşık oldum...















27 Ocak 2015 Salı

Yorum:Kemikler Şehri


Kitap :Kemikler Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #1)
Yazar: Cassandra Clare
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 580


Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak daha birçok şey. Ölümcül Oyuncaklar hafızanıza kazınacak!

On beş yaşındaki Clary Fray, New York’ta Pandemonium Kulüp’e doğru yola çıktığında bir cinayete tanıklık edeceği hiç aklına gelmezdi. Hele ki, bu cinayetin daha önce hiç görmediği acayip silahlara sahip tuhaf dövmeli üç genç tarafından işleneceğini hayatta düşünemezdi! Clary, polisi arayabileceğini biliyordu fakat ceset bir anda ortadan yok olunca ve canileri Clary’den başka kimse göremediği için durumu açıklamak pek kolay olmayacaktı!
Clary’nin onları görebilmesine çok şaşıran katiller kendilerini Gölge avcıları olarak tanıtacaktı. Yani, dünyayı şeytanlardan arındırmaya ant içmiş gizli bir kabile!


Yorumum;

Kitabı ben bunu nasıl daha önce okumam diye 
sayıklayarak bitirdim. Ciddiyim tam bir fantastik delisiyim ama bunu kaçırmış olmama inanamıyorum.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum; Kitap filminden çok daha güzel. İzlemiş olsanız bile kitaba bir şans verin. Çünkü çok fark var. Neyse konumuz kitap. Karakterlerin iyisi kötüsü hepsi unutulmaz karakterler. Hele ki Simon tam benim kafamdan. Ama Jace.. Aşık oldum! Alaycılığı ve çekiciliği beni öldürdü. Adrian Ivashkov'dan sonra gördüm en ukala karakter Jace sanırım. Ve bu garip bir şekilde sempatik o.O Clary beni pek rahatsız etmedi. Genelde tüm kadın karakterlere sinir olurum. Clary'i sevdim gibi diğer kitaplarda bakacağız artık. Karakterleri kendi hayatımda ki insanlarla ilişkilendirebildim. Ben Cassandara Clare kitaplarına Cehennem Makineleri serisiyle başladım geçmiş zamanda geçtiği için. Bunu da çok sevdim ama Will'in yeri benim için ayrı. Gölge avcısı atmosferini gerçekten çok özlemişim. Neyse ki seri altı kitaptan oluşuyor :)) Kesinlikle öneririm ama sonu hakkında insanları uyarmak lazım çünkü ben deli oldum! Yıktı beni resmen. Merak etmeyin kimse ölmüyor :D Ama sonu benim için gerçekten hayal kırıklığı oldu.




Film Hakkında;

Filmi aynı Vampir Akademisi gibi bir kitabı nasıl mahvederim düşüncesinde senaristler. Ama aralardaki replik benzerliklerini sevdim. Ve ben oyuncuların karakterlerle uyumunu da sevdim pek rahatsız etmedi. Ama çok fazla eksik sahne vardı.Anlamıyorum neden 580 sayfalık bir kitabı bir buçuk saatlik bir filme sıkıştırmışlar ki. Yani iki buçuk,üç saatte olabiliyor filmler. Mesela Harry Potter ,Yüzüklerin Efendisi... Film serisinin devamının gelmemesine şaşmamalı. Hasılat da kötüymüş zaten.  Filmi izleyip beğenmediyseniz kitaba bir şans vermelisiniz bence. Seveni de var sevmeyeni de ama genç-yetişkin fantastik kitaplarını seviyorsanız ya da benimle zevkleriniz benziyorsa kesinlikle seveceksiniz!



Alıntılar;

“Bütün olan bitenlerden sonra, sen hala şu Porsuk Suratlı’yı mı düşünüyorsun ?”
“Ona öyle deme. Porsuğa filan benzemiyor.”
“Haklı olabilirsin,” dedi Jace. “Ben de daha önce çekici bir-iki porsuk görmüştüm. O daha çok sıçana benziyor.”

‘Haydi bakalım gençler. Yatak odamda biriyle koklaşabilecek tek kişi muhteşem kendimim’
‘Koklaşmak mı?’ dedi Clary, bu kelimeyi ilk kez duyarak
‘Muhteşem mi?’ diye tekrarladı Jace, sadece iğrençleşmek için.

“Alaycılık, hayal gücü iflas edenin son sığınağıdır.” dedi Clary.
“Elimde değil. İçimdeki acıyı gizlemek için kılıç keskinliğindeki zekamı kullanıyorum işte.”

"Cehenneme düşmek kolaydır ..."

"Sevmek yok etmekti ve sevilmek, yok edilecek kişi olmaktı."

"Bu arada," diye ekledi Simon, "son zamanlarda kız giysileri giymeyi denediğimi bilmeni isterim. Ayrıca, annenle yatıyorum. Bunu da bilmen gerektiğini düşündüm."

"Ondan hoşlanmadığını biliyorum."
"Hayır," dedi Simon, daha gergin bir tavırla. "Sade sodadan hoşlanmam. Erkek çocuklarından oluşan ucuz pop gruplarından hoşlanmam. Trafikte sıkışıp kalmaktan hoşlanmam. Matematik ödevlerinden hoşlanmam. Jace'den nefret ederim. Farkı anlayabildin mi?"



11 Ocak 2015 Pazar

Yorum:Tersyüz


Kitap Adı: Tersyüz
Yazar: Amy Harmon
Yayınevi: Yabancı Yayınevi
Sayfa Sayısı: 369

Tanıtım;

Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young’a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar…

Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikâyesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa; yaralı bir savaşçının sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikâyesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin’i...

"Tersyüz bize modern yaşamın unutturduğu duyguları hatırlatıyor. Güzellik sadece yüzeysel olabilir ama bu hikâye ta içinize işleyecek ve uzun süre aklınızdan çıkmayacak."
-A Love Affair With Books -

"Zaman zaman sizi neye uğradığınızı şaşırtan bir kitap okursunuz. Bu kitap benim için tam olarak böyleydi. Bugüne kadar okuduğum en güçlü hikâyeydi ve bana inanın, çok çok fazla kitap okuyorum. " - Holly Kelly, Rising kitabının yazarı.-

"Hiçbir Çirkin, Ambrose kadar yakışıklı, hiçbir Güzel de Fern kadar naif olmamıştı! Tersyüz sizi toplum yargılarının ötesine götürerek, yaralı ve genç kalplerin bir attığı bu duygusal hikâyeyle içine çekecek." -Romancekolik-

"Tersyüz, sevginin, arkadaşlığın, kaybetmenin ve hayata dair ikinci bir şansın, duygusal, yürek burkan ama aynı zamanda içinizi ısıtacak, kolay kolay unutamayacağınız öyküsü."
-Tuğçe'nin Kitaplığı-

Yorumum;

Nasıl başlayacağımı bilmiyorum.Bir kitap bu kadar mı gerçekçi olur? Bu kadar mı mükemmel olur? Diğer günümüz aşk romanlarından o kadar farklıydı ki… Hele ki o kapak,o baskı… Neredeyse ilk defa tüm karakterleri sevdim.Hiçbiri rahatsız etmedi beni. Ama Bailey beni alt üst etti.En sevdiğim karakter tipi! Ve özellikle de o sonlarda ki sahnesi… Rüyalarıma girdi.Büyülendim! Ambrose ve Fern arasındaki Shakespeare alıntılarına bayıldım. Fern karakterini kendime çok yakın buldum.  Kitaplara olan tutkusu özellikle de.Kitapta gerçekten çok fazla duygu vardı. İnsana her duyguyu tattıracak türden bir kitap. Yeri geldi kendimi Ambrose gibi hissettim, yeri geldi Fern, yeri geldi Bailey gibi. Sanki kitabın her cümlesi,her kelimesi saatlerce oturulup düşünülmüş gibiydi.

Gerçekten yalnızca bir aşk kitabı değildi. Kitabı yaşadım resmen o kadar gerçekçiydi. Ne olur okuyun! Ne tür severseniz sevin buna aşık olacaksınız.Okuyun tanıdıklarınıza da okutun o kadar muhteşem bir kitaptı. Kısaca OKUYUN OKUTUN!


Hepimizin yüzünü Tanrı yarattıysa benimkini yaratırken kahkahalarla gülmüş müdür?Yürüyemeyen bacaklar; göremeyen gözler yaratır mı?Başımdaki saçları serseri bir isyankarlık içinde ayaklanana kadar dalgalandırır mı?Sağır bir adamı daha da bağımlı yapmak için kulaklarını kapatır mı?Görünüşüm bir tesadüf mü, yoksa sadece kaderin bir cilvesi mi?Beni böyle O yarattığına göre, nefret ettiğim şeyler için O'nu suçlamam uygun düşer mi?Her aynaya baktığımda daha da kötüleşen kusurlar için,İçimde fark ettiğim kötülük için, tiksinti ve korku için,Bizi anlayamadığım bir neden yüzünden, kendi zevki için mi şekillendirir?Hepimizin yüzünü Tanrı yarattıysa benimkini yaratırken kahkahalarla gülmüş müdür?

Alıntılar;


“Herkes birileri için ana karakterdir.”

“Sensiz yalnız kalmaktansa seninle kaybolmayı tercih ederim.”

"Beni öptüğünde bütün acılarının uzaklaştığını söylemiştin. Ben de uzaklaşsın istiyorum."






5 Ocak 2015 Pazartesi

Yorum:Derin Sularla Şeytan Arasında



Kitap:  Derin Sularla Şeytan Arasında (Between #1)
Yazar:  April Genevieve Tucholke
Yayınevi: Parodi Yayınevi
Sayfa Sayısı: 348

Tanıtım;

Şeytanla el ele yürürken ondan korkamazsın! 

Geçmişi sırlarla dolu esrarengiz freddie...
Ölü freddienin hatıralarına düğümlü Violet White...
Çarpık gülüşlü, mükemmel yalancı River West... 

"Okyanus kıyısındaki sıradan kasaba Echoda her şey olağandı. Ta ki bir gün esrarengiz yabancı River West, White ailesinin köhne malikânesi Citizen Kanein misafir evini kiralayana kadar… Çarpık gülüşlü, zeki ve mükemmel bir yalancı olan River, birkaç gün içinde hem Violetın hem de tüm Echo kasabasının hayatını değiştirir.

Doğaüstü yetenekleri olan River, herkes için tehlike saçarken, Violet için hem tekinsiz bir yabancı hem de karşı konulmaz bir varlıktır. Bu gizemli misafirle birlikte White ailesinin sırları da birer birer ortaya çıkmaya başlayınca, Violet kendisini sımsıkı bir düğümün ortasında bulur. 



Yorumum;


Bu kitap daha önceden bana çok tavsiye edilmişti. Herkes "Asena sen fantastik aşığısın kesin seversin" diyorlardı. Bende fuarda 10 tl fiyatını görünce arka kapak yazısını bile okumadan almıştım kitabı.Ama zaten listemedeydi. Nedeni kapağı! Dehşet güzel. Kitabın ismi de ayrı güzel. Neyse içeriğine değinmek gerekirse yazarın hayal gücüne aşık oldum. O kadar farklı ki. Ve ürkütücü. Cidden neden kimse bana bu kitabın bu kadar ürkütücü olduğunu söylemedi? Ben korktum! Gerçi hiçbir yorumda bu kitaptan korkanı görmedim ama ben cidden korktum.Hatta gece yarısı sırf korktuğum için kitabı kapatıp uyumaya çalıştım. Tabiki duramayıp okumaya devam ettim. Çünkü baya heyecanlıydı ve çok akıcıydı.Karakterler... ne bileyim Violet beni öldürdü, o kadar salak ki! Bir ara doğru olanı yapmaya başladı ama sonrasında yine yelkenleri suya indirdi. Çok sinir oldum -_-
River'ı da sevmedim ben. Ama Nelly var ya ^^ Ay çok şirin Nelly kitaba dahil olduğundan beri Nelly ve Violet'in birlikte olmasını istedim.Onun haricinde Freddie'nin kitapta ki yerini çok sevdim. Violet'in onun kıyafetlerini giymesi filan çok hoşuma gitti. Ama ben kitabı genel olarak sevdim sadece karakterlerin yetersizliği için puan kırıyorum sanırım.





Alıntılar;


"Cehalet mutluluktur. Neden sadece arkana yaslanıp olacakları kabullenemiyorsun? Biliyorsun bu da bir seçenek. O sarışın kafanda oluşan tüm soruları görmezden gelebilir ve benimle yatağa girebilirsin. Kollarımı sana sarmama izin ver ve ikimiz de birlikte keyifli bir uykuya dalalım. Cahil ama mutlu. Ben kabuslarım olmadan, sen de cevapların."

"Sana inanmak istiyorum River. Sana delicesine inanmak istiyorum. Seni seviyorum kardeşim. Seni bu dünyada ki her şeyden daha fazla seviyorum. Ama sen, beni öldürüyorsun. Yaptığın şeylerden nefret ediyorum. Bu yüzden hiç tanımadığım insanlarla dövüşüp duruyorum. Onlardan çıkarıyorum hırsımı yoksa delirecek gibi oluyorum. Bazen aklımı kaçıracağımı düşünüyorum. Bu beni korkutuyor River. Korkuyorum."

''Bir insanı seni korkuttuğu için affetmek , üzdüğü için affetmekten daha kolay. ''

"Son zamanlarda neler oluyor böyle? Şeytanlar, mezarlıkta dolaşan çocuklar, cadı avları, kasaba meydanında intihar eden sarhoş adamlar. Tüm bunlar kıyamet alameti mi? Dünyanın sonu yaklaştı mı yani?''

 "Uykuya dalmadan önce son düşündüğüm şey, River 'ı sadece bir gündür tanıdığım ve artık onsuz yaşamayı hayal bile edemediğimdi."

Selam !! Uzun süre oldu yorum yazmayalı ve yine karşınızdayım. Kitap hakkında yada herhangi bir konu hakkında görüşünüzü bildirirseniz beni çok mutlu edersiniz.  Hepinizi öpüyorum :**






29 Kasım 2014 Cumartesi

Direniş ve Günahlar ve İğneler Vlog

Herkese merhaba! Bugün iki kitabı yorumladım :3 Direniş ve Günahlar ve İğneler.
Yorumlarınızı esirgemeyin! İyi seyirler! :D